Neden Üşeniyoruz? Mükemmeliyetçilik ve Başarısızlık Korkusunun Zihnimizdeki Aldatmacaları

1 Yorum
Neden Üşeniyoruz? Mükemmeliyetçilik ve Başarısızlık Korkusunun Zihnimizdeki Aldatmacaları

Neden Üşeniyoruz?

Günlük hayatta hepimiz zaman zaman bir şeyleri erteleriz.

Ders çalışmak, spor yapmak, bir projeye başlamak, odamızı toplamak, bir mesajı cevaplamak ya da uzun zamandır planladığımız bir işe adım atmak bazen olduğundan çok daha zor gelir.

Böyle anlarda çoğu zaman kendimize şu cümleyi kurarız:

“Üşeniyorum.”

Fakat üşenmek her zaman basit bir tembellik meselesi değildir. Bazen zihnimiz bizi gerçekten yorgun olduğumuz için değil, başlamaktan korktuğumuz için durdurur.

Dışarıdan bakıldığında kişi sadece harekete geçmiyor gibi görünebilir. Ama içeride çok daha karmaşık bir süreç yaşanıyor olabilir.

“Ya başarısız olursam?”

“Ya yeterince iyi yapamazsam?”

“Ya insanlar benim beceriksiz olduğumu düşünürse?”

“Ya emek verip yine sonuç alamazsam?”

“Mükemmel yapamayacaksam hiç başlamayayım.”

Bu düşünceler zamanla kişiyi hareketsiz bırakabilir. Kişi bunu “üşeniyorum” diye tanımlar, ama aslında zihni onu olası bir başarısızlık duygusundan korumaya çalışıyor olabilir.

Üşenmek Her Zaman Tembellik Değildir

Toplumda üşengeçlik genellikle karakter zayıflığı gibi görülür. Bir insan bir işe başlamıyorsa hemen “tembel”, “sorumsuz” ya da “isteksiz” olarak etiketlenebilir.

Oysa psikolojik açıdan bakıldığında erteleme davranışı çoğu zaman duygusal bir kaçınma biçimidir.

Yani kişi aslında işin kendisinden değil, o işe başlarken hissedeceği duygudan kaçıyor olabilir.

Örneğin bir öğrenci ders çalışmayı erteliyor olabilir. Dışarıdan bakınca bu sadece çalışmak istememek gibi görünür. Ama zihninin içinde şu düşünceler dönüyor olabilir:

“Zaten anlamayacağım.”

“Ne kadar çalışsam da yetmeyecek.”

“Başarısız olursam herkes hayal kırıklığına uğrayacak.”

Bu durumda sorun ders çalışmak değil, ders çalışmanın kişide uyandırdığı kaygı, yetersizlik hissi ve başarısızlık korkusudur.

İnsan bazen yapması gereken şeyden değil, o şeyin kendisine hissettireceği duygudan kaçar.

Mükemmeliyetçilik Nasıl Üşengeçliğe Dönüşür?

Mükemmeliyetçilik çoğu zaman dışarıdan olumlu bir özellik gibi görünür. İnsanlar “Ben mükemmeliyetçiyim” dediğinde bu bazen çalışkanlık, titizlik veya başarı isteği gibi algılanır.

Ancak sağlıksız mükemmeliyetçilik kişiyi geliştirmek yerine durdurabilir.

Çünkü mükemmeliyetçi zihin çoğu zaman şöyle düşünür:

“Ya tamamen doğru yapmalıyım ya da hiç yapmamalıyım.”

“Eksik yaparsam değersiz olur.”

“Hata yaparsam başarısız sayılırım.”

“İlk denemede iyi değilsem bu işi yapamam demektir.”

Bu düşünce tarzı kişiye yüksek bir baskı yükler. İşe başlamak artık basit bir adım olmaktan çıkar, kişinin değerini kanıtlaması gereken büyük bir sınava dönüşür.

Böyle olunca zihin, kişiyi korumak için şu yolu seçebilir:

“Başlama. Böylece başarısız olduğunu da görmemiş olursun.”

İşte bu yüzden bazı insanlar bir işe başlamadan önce saatlerce plan yapar, araştırma yapar, hazırlık yapar ama gerçek adımı bir türlü atamaz.

Çünkü başlamak, hata yapma ihtimalini de beraberinde getirir.

Başarısızlık Korkusu Zihnimizi Nasıl Aldatır?

Başarısızlık korkusu her zaman açık bir şekilde ortaya çıkmaz. Zihin bize doğrudan “korkuyorsun” demez. Bunun yerine daha mantıklı görünen cümleler üretir.

“Şu an doğru zaman değil.”

“Biraz daha hazır olmalıyım.”

“Bugün enerjim yok.”

“Daha iyi bir plan yapınca başlarım.”

“Zaten geç kaldım, artık anlamı yok.”

Bu cümlelerin bazıları gerçekten doğru olabilir. Bazen insan gerçekten yorgundur. Bazen dinlenmek gerekir. Bazen plan yapmak faydalıdır.

Ancak bu düşünceler sürekli tekrar ediyorsa ve kişiyi hiçbir zaman harekete geçirmiyorsa, orada zihinsel bir aldatmaca olabilir.

Zihin kişiye şunu fısıldar:

“Şimdi başlamazsan kötü hissetmezsin.”

Kısa vadede bu doğru gibi görünür. Çünkü kişi işe başlamadığında anlık olarak rahatlar. Kaygı azalır. Başarısızlık ihtimaliyle yüzleşmek zorunda kalmaz.

Ama uzun vadede bu rahatlama yeni bir probleme dönüşür.

Çünkü ertelenen iş büyür, suçluluk artar ve kişi kendini daha yetersiz hissetmeye başlar.

Erteleme Döngüsü

Üşenme ve erteleme davranışı çoğu zaman bir döngü halinde ilerler.

Önce kişi bir işe başlaması gerektiğini fark eder. Ardından zihninden olumsuz otomatik düşünceler geçer. Bu düşünceler kaygı, stres, sıkışmışlık veya yetersizlik hissi oluşturur.

Kişi bu duygudan kaçmak için işi erteler. Ertelediği anda kısa süreli bir rahatlama yaşar. Fakat bir süre sonra suçluluk, pişmanlık ve baskı artar.

İş büyümüş gibi görünür. Başlamak daha zor hale gelir. Kişi tekrar kaçınır.

Bu döngü devam ettikçe kişi kendini tembel sanmaya başlayabilir.

Oysa sorun çoğu zaman karakter eksikliği değil, kişinin zihnindeki düşünce-duygu-davranış döngüsüdür.

BDT Açısından Üşenmek

Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımına göre duygularımızı ve davranışlarımızı yalnızca olaylar değil, olaylara verdiğimiz anlamlar da etkiler.

Örneğin yapılması gereken bir ödev olduğunu düşünelim.

Olay aynıdır: ödev yapılmalıdır.

Ama bu olaya verilen anlam kişiden kişiye değişebilir.

Bir kişi şöyle düşünebilir:

“Bu sadece tamamlamam gereken bir görev. Küçük bir yerden başlayabilirim.”

Başka biri ise şöyle düşünebilir:

“Bunu mükemmel yapamazsam rezil olurum.”

İlk düşünce kişiyi harekete geçirebilir. İkinci düşünce ise kaygıyı artırabilir ve kişinin işi ertelemesine neden olabilir.

Bu yüzden üşenme davranışını anlamak için sadece davranışa değil, o davranıştan önce gelen düşüncelere de bakmak gerekir.

Zihnimizin Sık Kullandığı Aldatmacalar

1. “Mükemmel Değilse Değersizdir” Aldatmacası

Bu düşünce kişiye yaptığı işin ancak kusursuz olduğunda anlamlı olacağını söyler.

Oysa gelişim çoğu zaman kusurlu başlangıçlarla olur. Bir işi kötü başlatmak, hiç başlamamaktan daha öğreticidir.

Çünkü insan bir şeyi yaparak öğrenir. İlk deneme genellikle mükemmel olmaz. Hatta çoğu zaman eksik, dağınık ve yetersiz olur. Ama bu kötü bir şey değildir.

Başlangıç, ustalık göstermek için değil, öğrenme sürecini başlatmak içindir.

2. “Hazır Hissetmeden Başlayamam” Aldatmacası

Birçok insan başlamak için hazır hissetmeyi bekler.

Ancak bazen hazır hissetmek, harekete geçmeden önce değil, harekete geçtikten sonra oluşur.

Kişi küçük bir adım attığında zihin de sürece uyum sağlamaya başlar. Bu yüzden motivasyon çoğu zaman başlangıcın nedeni değil, sonucudur.

Yani bazen önce başlarız, sonra motivasyon gelir.

3. “Başarısız Olursam Her Şey Biter” Aldatmacası

Başarısızlık korkusu, başarısızlığı olduğundan daha büyük gösterir.

Zihin başarısızlığı bir sonuç değil, kişinin değeri hakkında kesin bir kanıt gibi yorumlayabilir.

Oysa başarısızlık çoğu zaman bir geri bildirimdir.

Bir denemenin kötü sonuçlanması, kişinin tamamen başarısız olduğu anlamına gelmez. Sadece kullanılan yöntemin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösterebilir.

Bir sınavdan düşük almak, kişinin zekâsız olduğunu kanıtlamaz.

Bir projede zorlanmak, kişinin yeteneksiz olduğunu göstermez.

Bir işi ilk denemede iyi yapamamak, o işte hiçbir zaman iyi olunamayacağı anlamına gelmez.

4. “Sonra Daha İyi Yaparım” Aldatmacası

Bazen “sonra” gerçekten daha uygun bir zaman olabilir. Ama bu cümle sürekli tekrar ediyorsa, kişi aslında daha iyi zamanı değil, daha az kaygı hissedeceği hayali bir anı bekliyor olabilir.

Sorun şu ki, o an çoğu zaman gelmez.

Çünkü zihin, kaygıdan kaçtıkça kaygıyı daha da büyütür.

Bugün küçük görünen bir iş, ertelendikçe daha büyük ve daha korkutucu görünmeye başlar.

5. “Başlayacak Enerjim Yok” Aldatmacası

Enerji her zaman başlamadan önce gelmez.

Bazen küçük bir hareket, enerjiyi başlatan şey olur.

Bu yüzden hedefi çok büyük tutmak yerine küçük ve yapılabilir bir adım seçmek daha işlevsel olabilir.

“Bugün bütün konuyu bitireceğim” demek yerine:

“Bugün sadece 10 dakika başlayacağım.”

demek daha gerçekçi olabilir.

Çünkü zihin büyük hedefleri tehdit gibi algılayabilir. Küçük hedefler ise başlamayı kolaylaştırır.

Kendimizi Suçlamak Çözüm Değildir

Üşendiğimizde veya bir işi ertelediğimizde çoğu zaman kendimize sert davranırız.

“Ben tembelim.”

“Ben hiçbir şeyi beceremiyorum.”

“Yine başladığım işi yapamadım.”

“Benden bir şey olmaz.”

Bu tür cümleler kişiyi motive ediyor gibi görünse de çoğu zaman tam tersini yapar. Kişinin suçluluk ve yetersizlik duygusunu artırır.

Suçluluk arttıkça kişi daha fazla kaçınabilir. Daha fazla kaçındıkça kendine olan güveni daha da azalabilir.

Bu yüzden erteleme davranışını kırmanın ilk adımı, kendimizi aşağılamak değil, davranışın arkasındaki düşünceyi anlamaktır.

Kendimize şunu sorabiliriz:

“Ben şu anda gerçekten yorgun olduğum için mi duruyorum, yoksa bu işe başlamak bende kötü bir duygu uyandırdığı için mi kaçınıyorum?”

Bu soru, üşenmenin arkasındaki gerçek nedeni fark etmeye yardımcı olabilir.

Görevi Küçültmek Neden İşe Yarar?

Zihin büyük görevleri çoğu zaman tehdit gibi algılar.

“Bütün projeyi bitirmeliyim.”

“Tüm konuları öğrenmeliyim.”

“Hayatımı düzene sokmalıyım.”

Bu cümleler büyük, belirsiz ve yorucudur. Bu yüzden kişide baskı oluşturabilir.

Ama görev küçültüldüğünde zihin daha az tehdit algılar.

“Dosyayı açacağım.”

“Bir paragraf yazacağım.”

“10 dakika çalışacağım.”

“Sadece ilk adımı atacağım.”

Bu yaklaşım basit görünebilir ama oldukça etkilidir. Çünkü amaç ilk anda büyük başarı elde etmek değil, kaçınma döngüsünü kırmaktır.

Başlamak, çoğu zaman devam etmekten daha zordur.

Bu yüzden ilk adımı küçük tutmak, zihnin direnç göstermesini azaltabilir.

Kusurlu Başlamaya İzin Vermek

Mükemmeliyetçilikle başa çıkmanın en önemli yollarından biri kusurlu başlamaya izin vermektir.

Çünkü bazı insanlar bir işe başlamadan önce o işin zihinsel olarak kusursuz olmasını bekler.

En iyi plan, en doğru zaman, en yüksek motivasyon, en temiz ortam, en iyi ruh hali...

Ama gerçek hayatta çoğu başlangıç bu kadar kusursuz değildir.

Bazen dağınık başlarız.

Bazen isteksiz başlarız.

Bazen eksik başlarız.

Bazen kötü başlarız.

Ama başlarız.

Ve çoğu zaman gelişim, mükemmel başlangıçlardan değil, devam eden küçük adımlardan doğar.

Başarıyı Yeniden Tanımlamak

Başarıyı sadece sonuç üzerinden tanımladığımızda, başlamak daha korkutucu hale gelir.

“Başarılı olmak için kesinlikle iyi sonuç almalıyım.”

Bu düşünce kişiyi baskı altına sokar.

Oysa bazı durumlarda başarı, sadece harekete geçmektir.

Bugün 10 dakika çalışmak başarı olabilir.

Bir dosyayı açmak başarı olabilir.

Bir paragraf yazmak başarı olabilir.

Bir konunun sadece girişini okumak başarı olabilir.

Çünkü bu küçük adımlar, zihne şu mesajı verir:

“Ben başlayabiliyorum.”

Bu mesaj zamanla öz güveni destekler.

Üşenmek Bir Sinyal Olabilir

Üşenmek bazen sadece kaçınma değil, aynı zamanda bir sinyal de olabilir.

Kişi gerçekten yorgun olabilir.

Uzun süredir dinlenmemiş olabilir.

Kendine fazla yüklenmiş olabilir.

Hedefleri gerçekçi olmayabilir.

Bu yüzden her üşenme durumunu psikolojik bir problem gibi görmek doğru değildir.

Bazen beden ve zihin gerçekten dinlenmeye ihtiyaç duyar.

Burada önemli olan ayrımı yapabilmektir.

Dinlenme kişiyi toparlar.

Kaçınma ise kısa süreli rahatlatır ama uzun vadede baskıyı artırır.

Eğer bir işi erteledikten sonra kendini daha dinlenmiş, daha dengeli ve daha hazır hissediyorsan bu dinlenme olabilir.

Ama erteledikten sonra suçluluk, kaygı ve baskı artıyorsa bu kaçınma döngüsü olabilir.

Küçük Bir Başlangıç Sorusu

Bir işi ertelediğinde kendine şu soruyu sorabilirsin:

“Bu işi tamamen bitirmek zorunda olmasaydım, sadece en küçük adımı ne olurdu?”

Bu soru, zihni büyük hedeften küçük adıma çeker.

Örneğin:

Ders çalışmak yerine defteri açmak.

Spor yapmak yerine ayakkabıyı giymek.

Yazı yazmak yerine sadece başlığı yazmak.

Odayı toplamak yerine sadece masayı düzeltmek.

Projeyi bitirmek yerine sadece dosyayı açmak.

Bu küçük adımlar önemsiz gibi görünebilir. Ama psikolojik olarak çok değerlidir. Çünkü kişi kaçınma döngüsünün dışına çıkmaya başlar.

Sonuç: Üşengeç Değil, Belki de Kaygılısın

Üşenmek her zaman tembellik değildir.

Bazen üşenmenin arkasında başarısızlık korkusu vardır.

Bazen mükemmeliyetçilik vardır.

Bazen yetersizlik hissi vardır.

Bazen kişinin kendisine yüklediği ağır beklentiler vardır.

Bu yüzden kendimizi hemen “tembel” diye etiketlemek yerine, davranışın arkasındaki düşünceleri fark etmek daha sağlıklı olabilir.

Çünkü değişim, kendimizi suçladığımızda değil, kendimizi anlamaya başladığımızda mümkün hale gelir.

Başlamak için mükemmel hissetmek zorunda değilsin.

Her şeyi bir anda yapmak zorunda değilsin.

İlk adımın kusursuz olmak zorunda değil.

Bazen sadece küçük bir başlangıç bile zihnin kurduğu büyük engeli kırmak için yeterlidir.

Yorumlar

Yorum Yap

Lütfen bekleyin…

Yorumlar yükleniyor…