Aklından Geçen Her Şeye Gerçekten İnanıyor musun?
Bazen aklımızdan bir düşünce geçer ve o düşünceyi sorgulamadan doğru kabul ederiz.
“Kesin yanlış bir şey yaptım.”
“Beni sevmiyorlar.”
“Yine her şeyi mahvettim.”
“Ben zaten bunu beceremem.”
Bu düşünceler bazen o kadar hızlı gelir ki, onların sadece birer düşünce olduğunu fark etmek zorlaşır. Bir anda düşünce, sanki gerçekliğin kendisi gibi hissettirmeye başlar. Oysa zihnimiz her zaman olanı olduğu gibi yansıtmaz. Bazen eksik bilgileri tamamlar, bazen en kötü ihtimali öne çıkarır, bazen de geçmiş deneyimlerin etkisiyle olayları olduğundan daha sert yorumlar.
İşte tam burada kişisel farkındalık ve zihinsel farkındalık devreye girer.
Düşünce ile gerçeği neden karıştırırız?
Zihin çok hızlı çalışır. Gün içinde yaşadığımız olaylara anında anlam vermeye çalışır. Bu aslında kötü bir şey değildir. Tam tersine, zihnin temel görevlerinden biri budur: yorumlamak, tahmin etmek, anlam çıkarmak.
Ama sorun şu ki, zihnin yaptığı her yorum doğru değildir.
Bir arkadaşının mesajına geç cevap vermesi, gerçekten sana kızdığı anlamına gelmeyebilir. Yapılan küçük bir hata, gerçekten yetersiz olduğunu göstermez. Belki de bu tarz durumlarda kapsayıcı olmak daha iyi bir seçimdir. Bir ortamda sessiz kalman, değersiz biri olduğunu kanıtlamaz.
Yine de zihin, bu tür durumlarda hızlıca bir sonuca varabilir. Üstelik o sonuç çoğu zaman duygularımızı da etkiler. Bir düşünceye inandığımız anda, ona uygun bir duygu yaşamaya başlarız. Kaygı, üzüntü, utanç, öfke ya da hayal kırıklığı çoğu zaman bu hızlı yorumların ardından gelir.
Her düşünce doğru değildir
Bu cümle basit görünebilir ama aslında çok güçlüdür:
Aklından geçen her şey doğru olmak zorunda değildir.
Bir düşüncenin zihninde belirmesi, onun gerçek olduğu anlamına gelmez. Sadece aklından geçmiştir. Hepsi bu.
Fakat çoğu zaman düşüncelerimizi gözlemlemek yerine onlarla birleşiriz. Yani düşünceyi fark etmeyiz, düşüncenin içine gireriz.
“Başarısız olacağım” düşüncesi gelir ve bir süre sonra bu, “Ben başarısızım” hissine dönüşebilir.
“Beni önemsemiyorlar” düşüncesi gelir ve bu düşünce, kısa süre içinde içsel bir gerçeklik gibi yaşanabilir.
Bu yüzden zihinsel farkındalık, düşünceleri susturmak değil; onları fark etmeyi öğrenmektir.
Zihinsel farkındalık ne sağlar?
Zihinsel farkındalık, aklından geçen düşünceyi hemen kabul etmek yerine ona biraz uzaktan bakabilmeyi sağlar.
Yani kişi şunu diyebilir:
“Şu an aklımdan olumsuz bir düşünce geçiyor.”
“Bu düşünce bana gerçek gibi geliyor ama yine de onu sorgulayabilirim.”
“Şu an hissettiğim şeyin kaynağı belki de olayın kendisi değil, olaya yüklediğim anlam olabilir.”
Bu küçük mesafe çok değerlidir. Çünkü insan çoğu zaman yaşadığı duygunun değil, o duyguya neden olan düşüncenin farkında değildir.
Kişisel farkındalık neden önemlidir?
Kişisel farkındalık, yalnızca ne hissettiğini bilmek değildir. Aynı zamanda neden böyle hissettiğini anlamaya çalışmaktır. Kişi kendini gözlemlemeye başladığında bazı tekrarları fark eder:
Aynı tür olaylarda benzer şekilde kırıldığını,
bazı durumlarda hemen en kötü ihtimali düşündüğünü,
bazı insanlarla ilgili sürekli aynı korkuların ortaya çıktığını,
kendine karşı çok sert konuştuğunu fark edebilir.
Bu farkındalık, değişimin başlangıcıdır. Çünkü insan ancak fark ettiği bir şeyi dönüştürebilir.
Kendine şu soruları sormayı deneyebilirsin
Bir düşünce geldiğinde hemen ona inanmak yerine kısa bir duraklama yaratmak bazen çok şey değiştirir. Şöyle sorular yardımcı olabilir:
Bu düşündüğüm şey kesin olarak doğru mu?
Bununla ilgili elimde gerçekten ne tür bir kanıt var?
Şu an bir gerçeği mi görüyorum, yoksa bir yorum mu yapıyorum?
Aynı durumu yaşayan bir arkadaşıma da aynı şeyi söyler miydim?
Bu düşünce bana yardımcı mı oluyor, yoksa beni daha da sıkıştırıyor mu?
Bu soruların amacı düşünceyi zorla değiştirmek değildir. Amaç, düşüncenin sorgulanabilir olduğunu fark etmektir.
Sonuç
Bazen insan, aklından geçen şeyi kendi sesi sanır. Oysa zihinden geçen her düşünce, mutlaka gerçeğin kendisi değildir. Bazıları korkudan gelir, bazıları alışkanlıktan, bazıları da eski yaralardan.
Kişisel farkındalık ve zihinsel farkındalık, tam da burada güç kazandırır. Çünkü fark eden kişi, her düşüncenin peşinden sürüklenmek zorunda olmadığını öğrenir. Düşünceler gelir, geçer, bazen etkiler, bazen zorlar. Ama onları fark edebilmek, onlara hemen teslim olmamak için ilk adımdır.
Belki de bazen ihtiyacımız olan şey, aklımızdan geçen her şeye inanmak değil; bir an durup kendimize şunu sormaktır:
“Bu gerçekten doğru mu, yoksa sadece şu an zihnimin bana söylediği bir şey mi?”
Yorumlar
Yorum Yap
Yorumlar yükleniyor…